Ego ve İçimizdeki Çocuk: Kafa Seslerinin Gizli Kaynağı
- Sibel Kavunoğlu

- 14 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Ego… Hepimizin hayatında duyduğu, çoğu zaman “yanlış” ya da “gereksiz” gibi algılanan bir kelime. Egoyu anlamak çok zamanımı aldı. Ve fark ettim ki, egoyu yok etmeye çalışmak aslında mümkün değil. Çünkü o bu dünyaya geliş paketimizin bir parçası. Egoyu yok etmek yerine onun kökenini anlamak ister misiniz?
Ego bir düşman değil, seni bir zamanlar acıdan koruyan sessiz bir müttefiktir. Ego bizi korur. Bizi diğerlerinden ayıran parçamızdır. Bir o kadar da kendi benliğimizin silinip gitmesine engel olur. Özellikle empatik bir yapımız varsa, ego adeta bizi başkalarının içinde kaybolmaktan kurtaran bir zırh gibidir.
Ama işin daha derin bir boyutu var: Egonun “ben sadece ben” diyen yapının kaynağı çoğunlukla çocuklukta başlar.
Çocukken, kendimiz olmamıza izin verilmediğinde ya da sürekli başkalarının talepleriyle şekillendirildiğimizde, içimizde büyük bir acı uyanır. İşte o acıyla baş edebilmek için çocuk çok zekice bir şey yapar: “Kafa sesi”ni yaratır.
Bu kafa sesi, aslında dışarıdan duyduğumuz talimatların içselleşmiş hâlidir. Ailemizden gelen beklentiler, uyarılar, yasaklar… Çocuk bunları kendi sesiymiş gibi kabul eder. Çünkü bu sayede hem ailesinin sevgisini kaybetmez hem de daha az zarar görür. Bu tıpkı eliniz bir şey batırdığınızda başkasının batırması durumuna göre daha az acı çekmemize benzer. Daha fazla acı çekmemek için dışarıdan gelen talimatları kendi ‘’ kafa sesimiz’’ haline getiririz. Aslında bu, hayatta kalmak için çok bilgece bir seçimdir.
Ama zamanla, bu kafa sesinin kaynağını unuturuz. İçimizdeki ses bizim kimliğimizin bir parçası hâline gelir. Ve biz büyüdükçe, kendimize acımasız davranan, sürekli eleştiren bir yetişkin haline geliriz.
Peki sonra ne olur? Ego, kendimiz olmaktan uzaklaştıkça daha da güçlenir. Çünkü hâlâ aynı şeyi yapmaya çalışmaktadır: Bizi korumak.
İyileşme işte burada başlar. Bastırılmış duygularımızı fark edip serbest bıraktıkça, içimizdeki çocuk yavaş yavaş iyileşmeye başlar. Çocuk iyileştikçe yetişkin tarafımız olgunlaşır. Ego, senin güvende olduğunu anladığında gevşer. Onun sesi azalır, senin özbenliğin daha güçlü ve daha net bir şekilde ortaya çıkar.
İçsel şefkatle dönüşümün kapılarını daha kolay aralayabiliriz..İçsel şefkatle artık anlar, ‘’Güvendeyiz.’’ Moduna gelir. Egonun yok olması değil, dönüşmesi söz konusudur. Var olma sebebi ortadan kalktığında, ego gücü de azalır. ‘’Ben, sadece Ben’’ tavrı daha görünür hale gelir. Gerçek ortaya çıktıkça, iç benliğimiz kendisini daha da göstermeye başlar, başımıza gelenler daha anlaşılır hale gelir. Özgürlüğün tadına varırız. Kendimizi daha bütün, daha güçlü ve daha sevgi dolu hissederiz.
Şimdi kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum;
Senin içindeki “kafa sesi” sana en çok neler söylüyor?
O sesin çocukluğundaki hangi anılardan geldiğini hissediyorsun?
Bugün, o küçük çocuğa nasıl daha fazla şefkat gösterebilirsin?
Sevgi ve Barışla
Sibel Kavunoğlu





Yorumlar