İlerleyememenizin Sebebi Olay Değil, Bağlı Olduğunuz Hikâyedir
- Sibel Kavunoğlu

- 21 Mar
- 2 dakikada okunur

Çoğu insan ilerleyememesini yaşadığı olayın büyüklüğüne bağlar.
“O çok ağırdı.”“Çok haksızdı.”“Çok yıpratıcıydı.”
Oysa çoğu zaman mesele olayın kendisi değildir.Mesele, o olayın etrafında inşa ettiğimiz görünmez bağlılıklardır.
Buda’nın öğretilerinde “bırakmak” yalnızca bir şeyi unutmak ya da yok saymak değildir. Bırakmak, zihnin tutunduğu bağları fark edip çözmektir.
İşte ilerlememizi zorlaştıran beş gizli bağlılık:
1. Acıyla Özdeşleşme: Bir noktadan sonra acı yalnızca bir deneyim olmaktan çıkar. Kimliğin bir parçasına dönüşür.
“Ben terk edilenim.”“Ben haksızlığa uğrayanım.”“Ben hep zorlananım.”
Acıyı bırakmak istemeyişimizin nedeni bazen onu seviyor olmamız değildir; onsuz kim olacağımızı bilememekten korkmamızdır.
Bağlılık olayın kendisine değil, o olayın etrafında kurduğumuz kurban kimliğinedir.
Oysa acı bir kimlik değildir.
Geçici bir deneyimdir.
2. Farklı Bir Gerçeklik Özlemi: Zihin, yaşanmış bir anı farklı bir sonuçla tekrar tekrar oynatır.“Ya şöyle olsaydı…”“Keşke o gün bunu söyleseydim…”“Ya o da beni seçseydi…”
Gerçek olanla değil, olması gerekenle bağ kurarız.
Bu bağlılık, geçmişi zihinsel olarak yeniden yazma çabasıdır. Fakat huzur, geçmişin farklı olması gerektiği talebini bıraktığımız anda başlar.
Gerçeklik değişmez. Ama onunla kurduğumuz ilişki değişebilir.
3. Sabit Bir Benliğe Bağlılık: Bazı insanlar geçmişte bir yerde “eski ben”in kaybolduğuna inanır. Sanki ruhun bir parçası çalınmış ya da kırılmıştır.
“Eskiden böyle değildim.”“Ben aslında o kişi değilim.”“Gerçek benliğimi kaybettim.”
Oysa benlik sabit bir kaya değildir.Akış hâlindeki bir nehirdir.
İlerleyemememizin nedeni, artık var olmayan bir benlik versiyonunu geri getirmeye çalışmamızdır. Oysa hayat, sürekli dönüşen bir oluş hâlidir.
4. Bilinen Sefalete Tutunma: İnsan zihni tuhaf bir şekilde tanıdık olanı güvenli sayar. Tanıdık acı, belirsiz mutluluktan daha emniyetli gelir.Çünkü öngörülebilirdir.
Yeni bir başlangıç belirsizlik içerir.Belirsizlik büyüme gerektirir.Büyüme ise kontrol kaybı hissi yaratır. Bu yüzden çoğu zaman bilinen bir cehenneme tutunuruz, yabancı bir cennete adım atmaktansa.
5. Bırakmak: Bırakmak unutmak değildir. Bastırmak hiç değildir. İnkâr etmek hiç değildir. Bırakmak, bağlılığı fark etmektir.
“Ben bu acıyı kimliğime dönüştürmüşüm.”“Ben farklı bir geçmişe tutunuyormuşum.”“Ben sabit bir benlik arıyormuşum.”“Ben tanıdık olanı güvenli sanıyormuşum.”
Farkındalık, çözülmenin ilk adımıdır. Ve çoğu zaman ilerlemenin önündeki engel, olayın büyüklüğü değil; onu bırakmamaya dair bilinçsiz kararlılığımızdır.
Sevgi ve Barışla
Sibel Kavunoğlu





Yorumlar