top of page

Bu Blog Ne?
Bu yazılar ne vaat eder, ne vaat etmez
Bu yazılar hızlı çözümler sunmaz. Reçete vermez, yol tarif etmez.
Bazen bir soruya eşlik eder, bazen sadece durup hissetmeye alan açar.
Nefesin, şefkatin ve farkındalığın günlük hayatta nasıl yaşandığına dair dürüst notlardır bunlar.
Her yazı bir davettir.
Okumak da, geçmek de serbesttir.
Ara


Zaman, Şimdi ve Zor İnsanların Gizli Öğretisi
Hiç geçmişe gittiniz mi? Bu soruyu okur okumaz zihniniz sizi bir ana, bir sahneye, bir hatıraya götürdü değil mi?Ama gerçekten düşündüğünüz o “geçmiş” denen yere hiç gittiniz mi? Hayır.Kimse oraya hiç gitmedi. Çünkü biz her zaman yalnızca şimdideyiz. Zihin, zamanı geçmişten geleceğe doğru akan bir çizgi gibi algılar. Oysa deneyim düzeyinde baktığımızda, “şimdi”nin bir süresi yoktur. Şimdi sürmez. Çünkü sürmesi için zamana ihtiyaç duyar. Şimdi, iki uçsuz bucaksız an arasında s

Sibel Kavunoğlu
4 gün önce2 dakikada okunur


Şefkat mi, Bağlılık mı?
“İnsanlara Yardım Etmek İsterken Kendimizi Neden Yıpratıyoruz?” İnsanlara yardım etmek…Onları desteklemek… İyileşmelerine tanıklık etmek…Birçoğumuzun içinde bu istek, güçlü bir şekilde vardır. Bildiklerimizi başkalarına aktarmak, onlara iyi gelmek için yanıp tutuşuruz. Daha fazla eğitime katılır, daha çok kitap okuruz . Çünkü derinlerde bir yerlerde şu inanç vardır: “Ne kadar çok bilirsem, o kadar çok yardımcı olurum.” Peki gerçekten öyle oluyor mu?Herkese şefkatle yaklaşabil

Sibel Kavunoğlu
22 Şub2 dakikada okunur


Karanlık tarafa geçiş nasıl olur?
B ir hobiye başlarız, spor yaparız, eğitim alırız, iş kurarız. Öğrenmek, keşfetmek ve gelişmek bizi mutlu eder. Ancak sonra bir eşik vardır. Bu dönemde “daha iyi olmak” arzusu sağlıklıdır. Bu arzudan doğan stres yapıcıdır. Motive eder, enerji verir, odaklanmayı artırır. Ancak sonra bir eşik vardır: Başarılı oldukça başarıyı koruma ihtiyacı doğar. Daha iyi olmak isteriz. Mükemmel olmak isteriz. Bu noktada denge bozulabilir . Denge nasıl bozulur? İç kaynağımızdan beslenmek y

Sibel Kavunoğlu
14 Şub1 dakikada okunur


Duygular Geçicidir: Öfke, Kolektif Alan ve Şefkatli Yol
Hayatta farklı anlarda haksızlığa uğrayabiliriz. Biri sınırlarımızı aşar, söz verir tutmaz, emeğimizi yok sayar, dedikodu yapar… O anda çok doğal olarak ‘’öfke’’ yükselir. Bu bir problem değildir. Duygu hayatın bir parçasıdır. Sınırlarımızın nerede olduğunu gösterir. Fakat asıl mesele şudur: O olay geçtiği halde öfke içimizde kalmaya devam ediyorsa ne olur? Olay biter. İnsanlar yollarını ayırır. Artık kimse kimseye dokunmaz. Ama içeride ateş sönmez. İşte burada duyguların iki

Sibel Kavunoğlu
6 Şub2 dakikada okunur


Stresin Güce Dönüşmesi: Metafor Değil, Bilimsel Gerçek
Stres her zaman zararlı değildir. Doğru koşullarda güç ve büyüme uygular. İç kaynağımızdan besleniyorsak stres bizi büyütür. Kayıp korkusundan besleniyorsakstres bizi tüketir. Hans Selye (stres teorisinin kurucusu), stresi ikiye ayırır: Destekleyici stres, enerji verir, motive eder, performansı artırır, öğrenmeyi güçlendirir. Zararlı stres, kronik kaygı, kayıp korkusu, tükenme, öfke ve nefret yaratır. Her ikisi de stres olmasına rağmen farklı sonuç üretirler. Fark yaratan şe

Sibel Kavunoğlu
25 Oca1 dakikada okunur


Çocuklukta Öğrendiğimiz Koruma Stratejileri: Bedenimizde Taşıdığımız Eski Alışkanlıkları Nasıl Serbest Bırakırız?
Hayatın özellikle ilk yıllarında hepimiz, farkında olmadan bir dizi “koruma stratejisi” geliştiririz. Bu stratejiler zihinsel değil; bedenin hayatta kalma zekâsıdır. Bir çocuk, ilişkisindeki güç dengesini, evdeki duygusal atmosferi, ebeveyninin ruh halini büyük bir hassasiyetle okur. Ve kendini koruyacak bir yol seçer: “Uyumlu olursam güvende olurum.” “Sessiz kalırsam sorun çıkmaz.” “Mükemmel olursam eleştirilmem.” “Geri çekilirsem incinmem.” “Hızlı büyürsem kimseye yük olmam

Sibel Kavunoğlu
16 Oca2 dakikada okunur


Duyguların Sessiz Sesi: Çeyrek Sesimizi Dinlemeyi Öğrendiğimizde
Rob Preach’in şu sözü beni derinden etkiliyor: “If we learn to listen to this quarter voice of feeling, we will know what is important and be able to make choices based upon a sense of knowing what is true for us.” “Eğer duygularımızın o çeyrek sesini dinlemeyi öğrenirsek, bizim için neyin önemli olduğunu bilir ve kendi gerçeğimize uygun seçimler yapabiliriz.” Aslında hepimiz, fark ettiğimizden çok daha fazla duygu taşırız içimizde.Bazıları sevdiğimiz, bazıları uzak kalmak is

Sibel Kavunoğlu
12 Oca3 dakikada okunur


O İlk Yarayı İyileştirmenin Tek Yolu
Yazar notu: Bu yazıya denk geldiyseniz önce ‘’Evren Olan Bebekten Kırılgan İnsana: Unutulmuş Bir Anın Sessiz İzleri’’ yazımı okumanızı tavsiye ederim O İlk Yarayı İyileştirmenin Tek Yolu: Geri Dönmek ve Görmektir. O en eski, en unutulmuş anda hissettiğimiz kırılganlığı bugünün bilinciyle görmek… İşte dönüşüm burada başlar. · Çocukken hissettiğim acı gerçekti. · Ama bugün hâlâ aynı tehdit altında değilim. · Bugün yaşadıklarım o eski duygunun tetiklenmiş hâli.

Sibel Kavunoğlu
2 Oca1 dakikada okunur


Evren Olan Bebekten Kırılgan İnsana: Unutulmuş Bir Anın Sessiz İzleri
Ram Dass bir konuşmasında şöyle der: “Evrenin tamamıymış gibi hisseden bir bebeyken… bir anda küçücük, kırılgan bir varlığa dönüştüğünü hayal edebilir misin?İlk kez dünyada senden çok daha büyük güçlerin olduğunu fark ettiğinde… nasıl da derin bir yetersizlik hissi doğar.Ve hepimiz o anı yaşadık — çoğumuzun içinde o kadar derinlere gömüldü ki, bir daha asla bilincimize getiremez olduk.” Bu söz, insan olmanın en kırılgan tarafına ışık tutuyor:Evrenle bir olduğumuz o bilinç hâ

Sibel Kavunoğlu
26 Ara 20252 dakikada okunur


Öz Benlikle Buluşmak: Şifanın Sessiz Kapısı
Bazen hayatın gürültüsü içinde kendi öz benliğimizin sesini duyamayız. Oysa şifanın sessiz kapısı, tam da bu derin sessizlikte aralanır. Ego, içimizdeki çocuk ve kafamızdaki sesler bize hem yol gösterir hem de zaman zaman yolumuzu bulmamızı zorlaştırır. Bu yazıda, onların ardındaki hakikati birlikte keşfe çıkıyoruz. Ego, içimizdeki çocuk ve kafa sesi konuları modern psikoloji ve psikoterapide sıkça tartışılan kavramlar arasında yer alıyor. Ego: Freud’un yapısal kuramında ego,

Sibel Kavunoğlu
20 Ara 20252 dakikada okunur


Ego ve İçimizdeki Çocuk: Kafa Seslerinin Gizli Kaynağı
Ego… Hepimizin hayatında duyduğu, çoğu zaman “yanlış” ya da “gereksiz” gibi algılanan bir kelime. Egoyu anlamak çok zamanımı aldı. Ve fark ettim ki, egoyu yok etmeye çalışmak aslında mümkün değil. Çünkü o bu dünyaya geliş paketimizin bir parçası. Egoyu yok etmek yerine onun kökenini anlamak ister misiniz? Ego bir düşman değil, seni bir zamanlar acıdan koruyan sessiz bir müttefiktir. Ego bizi korur. Bizi diğerlerinden ayıran parçamızdır. Bir o kadar da kendi benliğimizin silin

Sibel Kavunoğlu
14 Ara 20252 dakikada okunur


KENDİN OLMAK: RUHUN SESSİZ DEVRİMİ
E.E. Cummings şöyle der: “Seni diğerlerinden farksız yapmaya çalışan bir toplumda, kendin olarak kalabilmek savaş ister.” Ve ekler: Bu savaş başladı mı, artık sonsuza kadar seninledir. Çünkü kendin olmak, bir kere uyandığında geri dönmediğin bir yolculuktur. Dış dünyanın sesinden değil, içindeki derin çağrısından beslenen bir yol… Bu yolculuğun ilk adımı çoğu zaman farkında olmadan atılır:Bir gün uyanırsın ve seçimlerin, rollerin, sorumlulukların, sessizliklerin…hepsi bir an

Sibel Kavunoğlu
2 Ara 20252 dakikada okunur


Sekiz Dünyasal Kaygı: Davranışlarımızı Şekillendiren Görünmez Rüzgârlar
Budist psikolojinin sekiz dünyasal kaygı olarak tanımladığı dört ikili tema, bu çocukluk stratejilerimizin kökünü oluşturur: Kazanç – Kayıp Övgü – Eleştiri Haz – Acı Ün – Kötü Ün Bir çocuğun davranış kalıbı, çoğu zaman bu rüzgârlardan korunma girişimidir. Örneğin: “Eleştirilmeyeyim” → Mükemmeliyetçilik “Kaybetmeyeyim” → Aşırı uyum “Acı çekmeyeyim” → Duyguları bastırma Bu rüzgârlar geçicidir. Ama bedende bıraktığı izler kalıcı hale gelebilir. Peki bugün işe yaramayan bu kalıpl

Sibel Kavunoğlu
27 Kas 20251 dakikada okunur


Öz Benlikle Buluşmak: Şifanın Sessiz Kapısı
Bazen hayatın gürültüsü içinde kendi öz benliğimizin sesini duyamayız. Oysa şifanın sessiz kapısı, tam da bu derin sessizlikte aralanır. Ego, içimizdeki çocuk ve kafamızdaki sesler bize hem yol gösterir hem de zaman zaman yolumuzu bulmamızı zorlaştırır. Bu yazıda, onların ardındaki hakikati birlikte keşfe çıkıyoruz. Ego, içimizdeki çocuk ve kafa sesi konuları modern psikoloji ve psikoterapide sıkça tartışılan kavramlar arasında yer alıyor. Ego: Freud’un yapısal kuramında ego,

Sibel Kavunoğlu
10 Kas 20252 dakikada okunur


Gerçekten Dinlemek: Görüntüsüz Bakabilmek
Bir kişiyle iletişim hâlindesiniz. Bu, öyle bir an olsun ki gerçekten karşınızdakini dinlediğiniz bir an olsun. Araya girmeden, müdahale etmeden, dinlediğinizi göstermek için sözler sokuşturmadan… Sadece varlığınızla orada olduğunuz bir an. Konuşan bir kişi var, dinleyen siz varsınız. Fakat aslında neyi görüyorsunuz? Onu mu, yoksa zihninizin onun hakkında yarattığı görüntüyü mü? Çoğu zaman fark etmeden şöyle bir tablo çizeriz; İletişim halindeyken konuşmacının sesi, üzerindek

Sibel Kavunoğlu
3 Kas 20252 dakikada okunur


Doğduğumuzda Her Şeyiz: Şefkatin ve Farkındalığın Köküne Yolculuk
Doğduğumuzda henüz hiçbir şey öğrenmemiştik. Korkmayı öğrenmemiştik. Yargılamayı öğrenmemiştik. Sevilmek için ne olmamız gerektiğini öğrenmemiştik. Dünyayı kavramlarla değil, bütünlükle hissediyorduk. Ve o hâlde — saf, koşulsuz, açık — aslında her şeydik. Şefkat sonradan öğrenilmez. Zaten içimizde vardır. Bilim insanları bunu bir deneyle gösterdi. Henüz konuşamayan bebeklere iki kukla gösteriliyor. Birinde bir oyuncak diğerinin yolunu kesiyor, ona zorluk çıkarıyor. Sonra bebe

Sibel Kavunoğlu
21 Eki 20251 dakikada okunur


Onay Bekleme Sendromu ve Otorite İlişkilerimizin Gölgesi
Bazı duygusal kalıplar kolay kolay çözülmez. Hele ki yakın ilişkilerde ortaya çıktıklarında insanı ciddi anlamda şaşkına çevirirler. Bunlardan biri de başkalarından onay bekleme sendromudur. Belki de şu an şöyle diyorsunuz; “Bunun farkındayım ama ne yapacağım?” Ne yapacağını bilememenin sebebi onay bekleme sendromunun geçmişten gelen bastırılmış bir duygudan beslenmesidir. Ve bu bir döngü halindedir. İlk adım her zaman farkındalıktır. En önemlisi kendi gücünüzü ve içsel ist

Sibel Kavunoğlu
16 Eki 20252 dakikada okunur


Kabullenmenin Gücü: Öfke, Travma ve Duygusal Şifalanma
Hayatımızda bizi derinden yaralayan olaylar olur. O anlarda içimizde yükselen şey — çaresizlik, keder, öfke — bazen o kadar ağır gelir ki tek çare onu bastırmak gibi görünür. Görmezden gelmek. Üzerinden geçmek. "Geçti, bitti" demek. Ama bastırılan duygular kaybolmaz. Zihinде, bedende, ilişkilerde iz bırakır. Bazen yıllar sonra, bambaşka bir kılıkta geri döner. Öfke, en çok yanlış anlaşılan duygulardan biridir. Toplumda öfkeli insan "kötü insan" olarak görülür. Bu yüzden öfke

Sibel Kavunoğlu
29 Eyl 20252 dakikada okunur


Zihnini Dönüştür, Hayatını Dönüştür
Hayatımız boyunca pek çok şey deneriz. Eğitimler alır, farklı yollar keşfeder, çeşitli yöntemleri uygularız. Yine de bazen, tüm...

Sibel Kavunoğlu
29 Eyl 20252 dakikada okunur


🪞Zihninin Aynasında Dış Dünyayı Görmek
Sabah işe giderken aynı sokaktan geçiyorsun. Aynı insanlar, aynı dükkânlar, aynı trafik. Ama bazı sabahlar her şey bunaltıcı geliyor — kalabalık sinir bozucu, gürültü tahammül edilmez. Başka bir sabah ise aynı sokak canlı ve enerjik hissettiriyor. Aynı mekân, bambaşka bir deneyim. Değişen dışarısı değil. Değişen — içeriden bakan gözler. Zihin Bir Süzgeçtir Dış dünyayı olduğu gibi görmüyoruz. Her algı, zihnimizin o andaki hâlinden süzülerek bize ulaşıyor. Ruh hâlin düşükken ha

Sibel Kavunoğlu
26 Eyl 20252 dakikada okunur
bottom of page
