Evren Olan Bebekten Kırılgan İnsana: Unutulmuş Bir Anın Sessiz İzleri
- Sibel Kavunoğlu

- 26 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Ram Dass bir konuşmasında şöyle der:
“Evrenin tamamıymış gibi hisseden bir bebeyken… bir anda küçücük, kırılgan bir varlığa dönüştüğünü hayal edebilir misin?İlk kez dünyada senden çok daha büyük güçlerin olduğunu fark ettiğinde… nasıl da derin bir yetersizlik hissi doğar.Ve hepimiz o anı yaşadık — çoğumuzun içinde o kadar derinlere gömüldü ki, bir daha asla bilincimize getiremez olduk.”
Bu söz, insan olmanın en kırılgan tarafına ışık tutuyor:Evrenle bir olduğumuz o bilinç hâlinden, bir anda küçücük ve savunmasız bir varlığa dönüşmemiz…
İşte duyguların, inançların, kişiliğin ve bütün o “benlik hikâyesinin” temelindeki an tam burasıdır. Bu an, Evrenle Birliktelikten ayrılığa geçiş anıdır. İlk büyük kabımız o andır.
Bir bebek, dünyaya geldiği ilk anda henüz ayrılık bilmez.Beden, nefes, ses, ışık… hepsi bir bütündür.
Sonra bir gün —kelimelere dökülemeyecek kadar erken bir yaşta— beden, zihin ve duyular bir şey fark eder:
“Ben her şey değilim… Ben ayrı bir şeyim.”
İşte bu fark ediş, insanın hayat boyu taşıdığı en derin duygusal kayıtların başlangıcıdır.
Çünkü o anda çocuk ilk kez:
· güçsüzlüğü,
· yetersizliği,
· bağımlılığı,
· acizliği,
· korunma ihtiyacını
hisseder.
Ve bu hisler o kadar büyük, o kadar sarsıcıdır ki;zihin onları saklar, beden bastırır, ruh unutmuş gibi yapar.
Ama unutulmazlar.
Bugün hissettiğimiz birçok duygu —sevilmeme, değersizlik, yetersizlik, yalnızlık, terk edilme korkusu— aslında:
o ilk kırılganlığın yankılarıdır.
Bir bebek için:
· süt gecikmesi “ölüm tehdidi” gibi algılanır,
· annenin yokluğu varoluşun kaybıdır,
· sevgi akışı kesildiğinde dünya karanlıklaşır.
Yetişkin olduğumuzda artık güçlü, bağımsız, deneyimli olsak da,o “ilk kopuş anı” hâlâ bedenin hafızasındadır.
Bu yüzden:
· bir mesaj geç geldiğinde panikleriz,
· birisi ilgisini azalttığında içimiz çöker,
· birini kaybetme ihtimali bile ağır gelir,
· eleştiri aldığımızda bedenimiz küçülür.
Çünkü zihin bugünü değil, o ilk kırılganlığı hatırlar. Bu bir gerçek değil —bir algıdır. Ama öyle güçlü bir algıdır ki; zamanla “benlik” adını verdiğimiz kişilik bu algının üzerine kurulur.
Ve yetişkin hâlimiz şunu unutmuş olur:
Kendimizi yetersiz hissetmemiz, yetersiz olduğumuz anlamına gelmez.Bu, yalnızca insan olmanın ilk acısıdır. O İlk Yarayı İyileştirmenin Tek Yolu: Geri Dönmek ve Görmektir.
Bu konuyu bir sonraki yazımda devam edeceğim.
Sevgi ve Barışla
Sibel Kavunoğlu





Yorumlar