Zaman, Şimdi ve Zor İnsanların Gizli Öğretisi
- Sibel Kavunoğlu

- 6 saat önce
- 2 dakikada okunur

Hiç geçmişe gittiniz mi?
Bu soruyu okur okumaz zihniniz sizi bir ana, bir sahneye, bir hatıraya götürdü değil mi?Ama gerçekten düşündüğünüz o “geçmiş” denen yere hiç gittiniz mi?
Hayır.Kimse oraya hiç gitmedi.
Çünkü biz her zaman yalnızca şimdideyiz.
Zihin, zamanı geçmişten geleceğe doğru akan bir çizgi gibi algılar. Oysa deneyim düzeyinde baktığımızda, “şimdi”nin bir süresi yoktur. Şimdi sürmez. Çünkü sürmesi için zamana ihtiyaç duyar. Şimdi, iki uçsuz bucaksız an arasında sıkışmış küçücük bir an değildir.
Şimdi bir an değil.Şimdi, sonsuzluk.
Ama bu sonsuzluk, zihnin sınırlamalarından süzüldüğünde “zaman” olarak görünür. Zihin, boyutları olmayan bu deneyimi tek bir zaman boyutuna kıran bir prizma gibidir. Böylece “önce”, “sonra”, “olmuş”, “olacak” diye ayırır. Bu ayırma, hayatta kalmak için gereklidir; ama bir o kadar da hakikatten uzaklaştırır, hakikatı bütünüyle yansıtmaz.
Buradan bakınca şunu fark ederiz:Yaşadığımız memnuniyetsizliğin, hayal kırıklıklarının ve acının büyük kısmı, olaylardan değil; olaylarla kurduğumuz ilişkiden doğar.
Gerçekliği tümüyle ortadan kaldıramayız. Hayatta acı veren deneyimler olacaktır. Hoşumuza gitmeyen insanlar, planlarımızı bozan durumlar, beklenmedik kayıplar… Bunlar varoluşun doğasına dahildir. Bu yüzden geriye tek bir seçenek kalır:Olan bitene değil, bakış açımıza müdahale etmek.
Budist öğreti tam da burada devreye girer. Acının kaynağının dünya değil, dünyayla kurduğumuz bağlanma ve red etme (tiksinme) ilişkisi olduğunu söyler. Aynı olay, aynı kişi, aynı söz; bakış açımız değiştiğinde bambaşka bir deneyime dönüşebilir.
En zorlandığımız yerlerden biri de “düşman” dediğimiz figürlerdir. Zihinsel huzurumuzu bozan, sınırlarımızı zorlayan, içimizdeki sertliği ortaya çıkaran insanlar… İlk bakışta bu kişiler yalnızca zarar veriyor gibi görünür. Oysa başka bir açıdan bakıldığında, bize sabır, hoşgörü ve sınır koyma pratiği sunarlar.
Aslında çoğu insan bize sorun çıkarmaz. Hayatımızda çok sayıda nötr insan vardır. Ama bizi gerçekten zorlayanlar, çoğu zaman yakınımızdaki insanlardır. İşte tam da bu yüzden en güçlü pratiği onlar sunar. Çünkü kaçamayız. Çünkü temas vardır. Çünkü ilişki canlıdır.
Budist lojong öğretilerinde zor insanlar “engeller” değil, uygulama alanları olarak görülür. Onlar sayesinde sabrı öğreniriz. Şefkati romantik bir fikir olmaktan çıkarıp, bedende ve ilişkide sınarız. Bazen de şefkat, uzak durabilmeyi ve sınır koyabilmeyi öğrenmek demektir.
Bütün bunlar bizi tekrar şimdinin doğasına getirir.Çünkü geçmişte kalamayız. Geleceğe de gidemeyiz. Her şey, her ilişki, her duygu yalnızca şimdide yaşanır.
Şimdiye döndüğümüzde, olaylar değişmeyebilir. İnsanlar da değişmeyebilir. Ama deneyimimiz değişir. Ve bazen bu değişim, düşman sandığımız şeyleri bile öğretmene dönüştürür.
Belki de yapılması gereken, hayatı düzeltmek değil; hayatla kurduğumuz ilişkiyi yumuşatmak.
Ve belki de “şimdi”, tam da bunun mümkün olduğu tek yerdir.
Sevgi ve Barışla
Sibel Kavunoğlu





Yorumlar