Ara
  • Sibel Kavunoğlu

Şefkate Dair Temel Uygulama


Hayatınızı kurtaracak olanın Şefkat olduğunu söylesem, bana inanır mıydınız?


Dünkü zihninize şöyle bir baktığınızda 3 grup insan ve bu 3 grup insanın birbirine yaptıkları arasında gidip geldiğinizi fark edersiniz. 3 grup insan, dostlarınız, düşmanlarınız ve tanımadığınız kişilerden oluşur. Bu insanlar fiziksel olarak yanınızda olmasalar da sürekli sizi meşgul ederler. Onlarla ilgili bakış açınızı eşit derecede yumuşattığınızda şefkate dair en temel uygulamayı gerçekleştirmiş olursunuz. Bu da diğerlerini kolayca sevebileceğiniz anlamına gelir.


Şefkatle ilgili temel uygulamayı hayata geçirebilmek için yapılacak ilk şey, ego duvarlarını yıkmaktır. Şu an belki de ‘’Bunu zaten biliyoruz, bu öyle kolayca yapılabilecek bir şey değil, fazla ütopik’’ şeklinde düşünmüş olabilirsiniz. Gerçek şu ki bağımlılıkların sebebi ego başka bir deyişle ‘’ben, illa ben’’ sendromudur. Örneğin, kadın ölümlerinin sebebi bağımlılıklardır. İşte bu yüzden de ne kadar zor ya da ütopik olsa da diğerlerini sevmeyi bir an evvel öğrenmek gerekir.


Diğerlerini sevebilmek, kişinin kendisiyle çalışması anlamına gelir. Kişinin kendisiyle çalışması ise zihne anlamak anlamına gelir. Bu anlamda zihni anlamak gerçekten çok önemlidir. Her ne yaşıyorsak hepsi de zihnin yaratımıdır. Zihinle o kadar özdeşmiş bir şekilde yaşıyoruz ki zihnin oyunlarını fark edemiyoruz. Örneğin zihin, sürekli ayrımcılık peşinden koşar. Birinin diğerinden daha küçük ya da daha büyük olup olmadığını ya da daha iyi ya da daha kötü olup olmadığının peşindedir. Ayrımcılık, kişinin sadece kendisi için iyi olanı seçmesine aracılık etmez. Savaşları çıkartan, kardeşi, kardeşe düşman edendir. En çok uzman olduğu konulardan biri de insanları kategorize ederek kutulara yerleştirmesidir. Mesela, Katolik, Müslüman, Budist ayrımcılığı yapılıyor. Sizce neden!! aslında hepsi insan değil mi? Hepsiyle de birlikte olamaz mıyız? Feminist olan ve olmayanla birlikte olamaz mıyız? Bu ayrımcılık sevdası nedir? Bize ne kazandırdı?


Bu çıkmazdan kurtulmanın yolunu Budist öğretiler şöyle açıklıyor;


Sizler öğrendikleriniz, takip ettikleriniz değilsiniz. Öğrendikleriniz, takip ettikleriniz, sizin nasıl bir insan olacağınızı belirlemez. Sürekli onlarla birlikte olmanız gerekmiyor. Sadece kendi gerçeklerinizi değil diğerlerinin de gerçekleriyle birlikte olabilmelisiniz.


Örneğin, hepinizin tanıdığı Einstein, rölativiteyi bulmadı. Böyle bir gerçeğin olduğunu herkesten önce gördü ve paylaştı. Rölativite ona ait değildi. Dolayısıyla;


Öğrendikleriniz size ait değil. Sizi siz yapan şey değil.


Öfke, kıskançlık, keder size sembolize etmez.


Onlar bir şeylere bağlı olarak ortaya çıkarlar.


Bu yüzden de onlardan kurtulmak mümkündür. Önemli olan buna inanmaktır. Çünkü bu gerçektir.


Her Daim Sevgi ve ışıkla



Kaynak: Budist Öğretiler




15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör