İçsel Gücü Kucaklamak: Kaygı ve Endişeyle Başa Çıkmak
- Sibel Kavunoğlu

- 15 Oca 2025
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 saat önce

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir belirsizlikle yaşarız.
İstediğimiz olmayabilir. Çabamız yetmeyebilir. Bir şeyler ters gidebilir. Bu korku, insan deneyiminin en eski katmanlarından biridir — öğrenilmiş değil, doğuştan gelen bir his.
Küçükken bir şeyler ters gittiğinde içgüdüsel olarak anneye yönelirdik. O sarardı, sırtımızı sıvazlardı, "Her şey yoluna girecek tatlım" derdi. Ve o an — gerçekten inanırdık.
Büyüdükçe annenin yerini başkaları aldı. Arkadaş, sevgili, terapist. Ama ihtiyacın kendisi değişmedi: zor bir anda tutunacak bir ses, bir güvence, bir kucak.
Sorun şu ki dışarıdan gelen güvence geçici. O ses susmadan önce iyi hissettiriyor. Sonra yine aynı belirsizlik, aynı kaygı.
Bir düşün — annen o an sana ne yaptı?
Problemi çözmedi. Kaygının haksız olduğunu söylemedi. Sadece yanında kaldı. Yumuşak bir sesle, yargılamadan, "Bu da geçecek" dedi.
İşte tam olarak bunu kendine yapabilirsin.
Kaygı yükseldiğinde — göğsün sıkıştığında, zihin en kötü senaryoları üretmeye başladığında — dur. Derin bir nefes al. Ve içinden o sesi bul:
"Her şey yoluna girecek. Bunu daha önce de atlattım."
Bu bir teknik değil. Bu, kendinle kurduğun ilişkinin sesidir.
Öz Şefkat Güçsüzlük Değildir
Kaygıyı bastırmak farklı bir şey. Onu görmezden gelmek farklı. Öz şefkat ise ikisi de değil — kaygıyı görüp ona nazikçe yaklaşmaktır.
Endişeni arkadaşınla paylaştığında rahatladığını fark ettin mi? O rahatlama arkadaşın sorunu çözdüğü için gelmiyor. Duyulduğun için geliyor. Yargılanmadan kabul edildiğin için.
Aynı şeyi kendine verebilirsin.
Dışarıdan güvence aramak bir alışkanlık haline geldiğinde, içsel ses zayıflar. Ama o ses hiçbir zaman kaybolmaz. Sadece bekler.
Kaygıyla ilişkin, onu ne kadar bastırdığınla değil — ona nasıl yaklaştığınla şekillenir. Ve en güçlü yaklaşım, çoğu zaman en yumuşak olandır.
Her Daim Sevgi ve Işıkla
Sibel Kavunoğlu





Yorumlar